Galata Kulesi’nin Bilinmeyen Hikayesi ve Tarihi

Lütfen Giriş YapVeyaHemen Kayıt OlarakGönderiyi Beğenebilirsiniz.
Havadis

Galata kulesi, Tombul endamıyla Galata’nın, Haliç’e Marmara’ya ve Boğaza hakim bir tepesine asalet vermeye çalışan bir eserdir. Kule; bütün tarihi boyunca Bizanslılar, Cenevizliler ve Türkler zamanında büyük rol sahibi olmuştur.

Galata’nın ilk adı Sykai.

Kulenin bulunduğu semt olan Galata’nın antik çağda ki adı Sykai ya da Sykaena (incirlik) olarak geçmektedir. Kimi kaynaklarda ise Sykudis olarak geçer. Bu dönemde Galata’nın surlarla çevrili küçük bir kasaba olduğu, bir kilisesi, bir hamamı, bir tiyatrosu, beş değirmeni, 400 hanesi, 40 şehir muhafızı bulunduğu belgelerde yazılmaktadır. Galata’nın İtalyanca “denize inen yol” anlamına gelen galata kelimesinden de türemiş olduğu düşünülmektedir. Galata, Bizanslılar zamanında on üçüncü daire olarak İstanbul’a bağlıdır, o zaman ki adı ile Konstantiniye’ye.

Galata Kulesi’nin 1794 yangınından önceki yapılmış gravürü. Servet-i Fünun-Sayfa 224

Galata Kulesi Cenevizliler Tarafından Yapıldı.

Galata, Cenevizlilerin hakimiyetinde olan bir yerleşim yeridir. Bizans ile daimi bir anlaşmazlık içindeydiler. Bir dönem Galata bölgesinde yaşayan Cenevizliler, Bizanslıları tehdit etmeye bile başlamışlardı. Topun icadından sonra Galata kulesine yerleştirilen bir top Bizanslıları tedirgin etmeye başlamıştır. Kuleden Bizans’a, birkaç defa top atışı yapılmıştır, yaratılan tahribat Bizanslıları çok korkutmuştur.

 

İlk Galata kulesinin Bizans İmparatoru altıncı yani Kantakuzen zamanında, mimar Anastase Dikaros tarafından yapılmıştır. 1444 yılında Cenevizliler tarafından yükseltildiği hakkındaki rivayetler vardır. Güvenilir kaynaklarda yer alan iddiaya göre kulenin inşasına 1348 yılında Bizanslılarla Cenevizlerin arası açıldığı zaman Cenevizler tarafından başlanmış, 1349’da tamamlanmıştır. Tamamlanma tarihi de bir mermer kitabe üzerinde görülmüştür. Kule bölgeyi yabancılara karşı korumak amacıyla, Galata surlarına ek olarak yaptırılmıştır. Galata surlarının baş kulesidir. Galata kulesinin ilk adı Hristos kulesidir.

Eski İstanbul ve Galata Kulesi

Kulenin ilk defa rasathane olarak yapıldığı rivayet olunduğu gibi rasat kulesi olarak yapıldığını kaydeden belgelere rastlanmaktadır. Boğaziçi her bakımdan deniz nakil araçları için tehlikeli bir Boğaz olduğundan Cenevizler ticaret gemilerinin Boğaza girişini evvelden görmek isterlerdi. Cenevizler başka yerlerde de ticaret gemilerini limana girmeden önce görebilmek amacı ile o şehirlerin yüksek tepelerine kuleler kurmuşlardır. Kısaca kule, savunma ve güvenlik için yapılmıştır.

İlginizi Çekebilir :  Paris Kuşatması Sırasında Hayvanat Bahçesini Yiyen Fransızlar

 

Fatih, Kuleyi Yıkmadı.

1423 yılında yapılan bir gravüre göre kulenin külahı sivri idi, üstünde de bir haç bulunuyordu. Bir rivayete gö­re Fatih, İstanbul’u aldıktan iki gün sonra Cenevizlileri Galata’dan çıkarınca Galata kulesini Edirnekapı toprağı hizasına kadar yıktırmıştır. Hakikatte böyle bir şey doğru değildir. Fatih, Galata kulesini olduğu gibi muhafaza etmiştir. Fatih, askeri bakımdan mühim olan bu kuleyi yıktırmamıştır.

Galata Kulesi’nin dönemsel değişiklikleri.

Evliya Çelebi 17’nci yüzyılda Galata Kulesi’nin durumunu şu şekilde anlatır: “Kule 118 mimar arşını yüksekliğinde olup, kurşun kaplı bir külahla örtülüdür. İçi 10 katlı zindan ise de Tersane’nin gemi levazımatı ambarı olmuştur. Bu kuleye bir kaç kere çıktım da İstanbul’u adam akıllı seyrettim demiştir.

 

Rasathane Olarak ta Kullanıldı.

Yuvarlak bir plan üzerine yapılan ve bugün 56 metre yüksekliğinde bulunan kuleyi, Türkler bir çok kez tamir ettirip günümüze kadar ulaşmasını sağlamışlardır. Kulenin üçüncü Murad zamanında  rasathane yapılmak üzere tamir edildiği anlaşılmaktadır. 1794’te çıkan yangında kulenin üst kısmı ve külahı yanar ve aynı yıl külah yenilenmekle birlikte tepede dışarı taşkın dört tane camlı çıkma köşk yapılır.

 

Muntazam kesme taş­la yapılan kulenin yer yer eklendiği dikkatli bir bakışla anlaşılabilir. Kule Dördüncü Murad zamanında 10 kat halinde idi. 156 yıl evvel yapılan resimlerden ve Melling’in 1809 tarihli bir tablosundan öğrendiğimize göre kule sivri bir külahla sona eriyordu ve dört tarafında çıkıntılı köşkler ve sıra halinde pencereler vardı.

Melling’in 1809 tarihli bir gravürü.

Kule hicri 1292 de bir daha tamir edilmiş ve bugünkü şeklini almıştır. Bugünkü kule on iki kat halindedir. Kule çanaklığına tam 195 basamakla çıkı­lır. Yukarı katta bir zamanlar kullanılan saat düdüğü ve alüminyumdan yangın kü­resi vardır. Sportmen dedelerimiz kulenin direğine atılan bir iple aşağı­ya indikleri gibi yerden buraya kadar da tırmanırlarmış. İlk uçan Türk olan Hezarfen Ahmed Çelebi, ünlü uçuşunu Galata Kulesi’nden yapmış ve 4. Murat devrinde Üsküdar’a kadar uçmayı başarmıştır.

İlginizi Çekebilir :  Birleşik Krallık'ta "Meclis-Monarşi Savaşı"

 

Kule 15. yüzyılda tersane deposu, 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanesinde çalıştırılan esirler için zindan, daha sonraları tersanenin ambarı haline getirilmiştir. 18. yüzyılda yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. 1794 ve 1831 yıllarında tümüyle yanmış, 1875 fırtınasında ve 1894 depreminde zarar görmüş, 1960’lı yıllarda tepeden tırnağa onarılmıştır. 2000’li yıllara girilirken Kule’nin bir kez daha yenilenip, daha ağırbaşlı işlevler edinip, korunmasına çalışılmıştır.

 

20.yy’da Saatleri Ayarlama Kulesi Olarak Kullanıldı.

Cenevizliler tarafından 1349 yılında inşa edilen Galata Kulesi, günümüzde turistlerin fotoğraf çekme ve yemek yeme kulesi olsa da 655 yıldır İstanbullulara ve yolu İstanbul’a düşenlere çeşitli hizmetler sunmuştur. Savaş esirleri barınağı, levazım ambarı, yangın gözetleme kulesi derken 20. yüzyılın başlarında saatleri ayarlama kulesi olarak da kullanılmıştır.

Reactions

3
2
0
0
0
0
Bu Gönderi İçin Zaten Tepki Verdin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir